Blog Archives

Bakan Avcı:’Önceliğimiz Okul Öncesi’

Milli Eğitim Bakanı Nabi AVCI , “Zorunlu olmayan okul öncesi eğitimde daha çok şey yapmamız gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda önceliğimiz okul öncesi eğitim  olacak” dedi.

'Önümüzdeki yıllarda önceliğimiz okul öncesi eğitim'Okul öncesi eğitimin önemini vurgulayan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zorunlu olmayan okul öncesi eğitimde daha çok şey yapmamız gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda önceliğimiz okul öncesi eğitim olacak. ‘Okul öncesi eğitimi Türkiye genelinde niye zorunlu yapmıyoruz?’ Bununla ilgili söylemler var. Zorunlu yaptığımız zaman Türkiye’nin neresinde olursa olsun her çocuğumuza okul sağlamak zorundayız. Bu daha önce 8 yıllık kesintisiz eğitim zorunlu hale gelince taşımalı eğitim bu yüzden zorunlu oldu. Çünkü köylerde okullar boşaldı. Taşımalı eğitimle çocuklar merkezlerde toplanmaya başlandı. Şimdi okul öncesi eğitimi zorunlu yaparsak taşımalı eğitim yapmak zorundayız. O yaş grubu taşıma için müsait değil. Veliler o yaş grubundaki çocuklarını haklı olarak taşımaya vermiyorlar, vermemeleri de gerekir. Çünkü o yaş grubu çok özel bakımla eğitime alınabilirler. Onun için biz önümüzdeki yıllarda şu anda yüzde 50′yi bulmuş olan okul öncesi eğitimi zorunlu olmadan da daha yukarı seviyelere taşıyacağız, bunun planlamalarını yaptık.”

Anadolu Ajansı

Atatürk

Milli Eğitim Bakanlığının Atatürk’e özel hazırladığı internet siteleri

http://www.eba.gov.tr/video/izle/025879b7f751ec2084972b66b3b07dcc3727b81ed6999

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/ata.html

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/10kasim/anasayfa.htm

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/10kasim/marslar.html

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/Foto/Atacd.htm

 

 

 

Baba Olmak

Baba olmak

Babanın Çocuğun Hayatındaki Rolü ve Önemi

Babalar çocukların hayatında önemli bir yere sahiptir. Kendi babanızı hatırladığınızda birçok açıdan babanızın hayatınızda önemli bir yere sahip olduğunu anlayabilirsiniz. Çocuklar özellikle erken çocukluk döneminde babalarının kendilerini izlemelerinden, fikir vermelerinden, yeni şeyler öğretmelerinden, onlarla oynamaktan, kısacası babalarıyla birlikte olmaktan son derece keyif alırlar. Ayrıca bu dönemde babalarıyla birlikte olan çocuklar gelişimleri için gerekli olan birçok bilgiyi, beceriyi ve duygusal desteği elde ederler.

Baba çocuğun hayatında çeşitli alanlarda direkt ve dolaylı yollardan etkilidir. Evin içinde sadece var olması bile çocuk için önemli bir katkı sağlamaktadır. Babanın çocuğun hayatındaki etkisi çeşitli başlıklar altında ele alınabilir.

Babaların zihinsel gelişime etkisi

Babalarıyla yakın ilişkisi olan çocukların zihinsel becerilerinde artışlar görülmektedir. Araştırmalar babalarıyla yakın ilişki içinde olan çocukların; dil gelişimi ve problem çözme testlerinde daha yüksek puanlar aldığını göstermektedir. Ayrıca yine bu çocuklar bulundukları sosyal ortamlarda bilişsel becerilerini diğer çocuklara oranla daha iyi kullanmaktadır. Babalarıyla zihinsel becerileri içeren oyunlar oynayan çocukların çeşitli testlerden, babalarıyla ilişkileri olmayan, oyunlar oynamayan çocuklara göre daha yüksek puanlar aldığı da belirlenmiştir. (Ladd, 2000)

Erken çocukluk döneminde babaların çocuklarıyla etkin şekilde ilgilenmesi çocukların okul uyumunu ve başarısını olumlu etkilemektedir. Babalarıyla ilişkileri sonucunda çocukların farklı uyaranlar alması, annesinden farklı bir ilişki tarzını yaşaması, zihinsel becerilerine ve gelişimine katkı sunmaktadır.

Babaların sosyal –duygusal gelişime gelişime etkisi

Çocukların doğumla birlikte kendilerini güvende ve huzurlu hissetmeleri çok önemlidir. En yakındaki kişiler olan anne-baba bu güveni sağlamada birincil derecede rol oynar. Erken çocukluk yılları kişiliğin temelinin atıldığı yıllardır. Son yıllarda yapılan araştırmalar sadece annenin değil babanın da birincil derecede çocuğun bakımında etkin olmasının çocukların sosyal ve duygusal gelişiminde etkili olduğunu göstermektedir. Babalar çocuklarıyla birlikteyken onların çevreyle ilgili keşifler yapmalarına annelere göre daha çok izin vermektedir. Ayrıca çocuklar babalarıyla birlikte vakit geçirdiklerinde duyguları tanımlama, diğer insanların duygularını anlama gibi başlıklarda farklı deneyimler yaşamaktadır. Etkin babalık yapan babaların çocukları, arkadaş ilişkilerinde daha az sorun yaşamakta, kolay arkadaş edinmekte, sosyal becerileri daha çabuk öğrenmekte ve kullanmaktadır (Ladd, 2000) . Babalarıyla erken dönemde yakın ve iyi ilişkiler geliştiren çocukların kendilerine güvenli, etraflarında olan bitenleri araştıran, sorgulayan ve büyüdükçe daha iyi sosyal ilişkiler kuran çocuklar olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, erken çocukluk döneminde babasıyla yakın ve sağlıklı ilişkileri olan çocukların yalan söyleme, olumsuz, istenmeyen davranışlarda bulunma ve depresyon yaşama olasılıklarının diğer çocuklara göre daha az olduğu belirtilmektedir (Rosenberg and Wilcox, 2006).
Babaların zihinsel gelişime gelişime etkisi

Çocukların iyi beslenmesinde ve oyun oynayıp hareket etmelerine izin verilmesinde babalar önemli rol oynayabilir. Çocuklar oyun oynarken babalarının onları izlemesinden ve oyunlarıyla ilgili babalarıyla konuşmaktan büyük keyif alırlar. Büyük ve küçük kas gruplarının gelişmesi için babalar çocuklarını, oyun oynamalarını, koşmalarını, oyun hamurlarıyla oynamalarını sağlayarak teşvik edebilir. Ayrıca mutlu çocukların bedensel gelişimleri de daha sağlıklı olmaktadır. Dolayısıyla mutlu, güvenli baba ilişkisi kuran çocukların bedensel olarak da gelişimleri sağlıklı olacaktır.

Babaların model olma etkisi

Babalar çocukları için farkında olsalar da olmasalar da yaptıkları ve yapmadıklarıyla örnek olurlar. Birçok davranış ve alışkanlığımıza baktığımızda babamız ve annemizi taklit ettiğimizi görürüz. Sorunlara yaklaşım şeklimizde, erkekler-kadınlarla ilgili inançlarımızda, temizlik ve yeme alışkanlıklarımızda anne-babamızdan aldığımız örnekler bulunur. Sizin çocuklarınız da onlarla ve diğer insanlarla ilişkilerinizde sizin davranışlarınızı gözlemleyip örnek alacaklardır. Şaşırtıcı bir hızda sizi taklit etmeye başlayacaktır. Bu nedenle etkin, sağlıklı bir babalık yapmak istiyorsanız model olma rolünüz olduğunu unutmamanız önemlidir

Babanın kız ve erkek çocuklara etkisi

Babalar kız ve erkek çocuklarına karşı cinsten ve aynı cinsten ebeveyn olma rolüyle bir modeldir. Yukarıda bahsedilen etkilerin yanı sıra babanın cinsiyeti de çocuklar açısından farklı bir deneyim yaşama şansıdır.

Babasıyla iyi ilişkiler içinde olan bir kız çocuğunun özsaygısı ve özgüveni artacaktır. Babasıyla kurduğu kaliteli ve sağlıklı ilişki kız çocuklarının ileriki yaşantılarında erkeklerle kuracağı ilişkide yol gösterecek ve kendine güvenli, kendini erkeklerle ilişkide ifade edebilen, isteklerini, sınırlarını ortaya koyabilen bir kişilik geliştirmesine destek olacaktır. Öte yandan erkek çocuklarının babalarıyla kurduğu ilişkinin sağlıklı olması erkek rol modelini yaşaması anlamına gelir. Bu model kadınlarla ilişkiden, sorun çözme, duygularını göstermeye kadar birçok alanda örnekler sunar

Anneyle olan ilişkisi

Bazı uzmanlar bir babanın çocuğu için yapabileceği en iyi şeyin annesiyle sağlıklı bir ilişki kurması olduğunu belirtmektedir. Baba ve anne arasındaki ilişkinin güven ve saygı dolu olması çocukların kendilerini kabul edilen, istenen ve değerli hissetmelerinde önemli rol oynar. Çocuklar, anne babalarının arasındaki ilişkiye bakarak bir ilişki modellemesi de yapar. Bu modellemeye çok küçük yaşlardan itibaren (1-2 yaşlarından) bile başladıklarını görebilirsiniz. Kısacası anne baba arasındaki ilişkinin kaliteli olması çocukların duygusal ihtiyaçlarının karşılanması için uygun demokratik aile ortamının sağlanması anlamına gelir. Bu nedenle babaların ayrı olsalar bile eşleriyle, çocukların anneleriyle- saygı dolu bir ilişki içinde olmaları çocukların sağlıklı gelişimi için son derece önemlidir.

Baba çocuk ve oyun

Birçok araştırma ve uzman babaların çocuklarıyla oyun oynamasının çocukların gelişimine özel bir katkısı olduğunu işaret etmektedir. Babalar çocuklarıyla oyun oynadıklarında birçok etkileşim olmaktadır. Bu etkileşim sayesinde çocuklar duygularını ve davranışlarını kontrol etmeyi, duruma uygun şekilde düzenlemeyi öğrenmektedir. Babasıyla oyun oynayan çocuk annesiyle doğum öncesi ve sonrası yaşadığı yakın ilişkiyi kurma şansını bulmaktadır. Oyun oynamak ise çocuğun duygusal, sosyal, bedensel ve zihinsel gelişim alanlarında ilerlemesini sağlar. Babayla oyun oynamak ise çocuğun özel, değerli hissetmesine katkılar sağlamaktadır. Çünkü –özellikle erken çocukluk döneminde- çocuklar annelerinin dışında hayatlarında diğer önemli kişi olan babalarıyla kaliteli zaman geçirmeye gittikçe artanbirihtiyaçduyarlar.Kaynak:açev

Çocuklar Sabah Nasıl Uyandırılmalı?

Çocuğu okula giden ebeveynler için sabah saatleri oldukça sıkıntı vericidir… Çocuğun yataktan kalkmaması, elini yüzünü yıkamaması, kahvaltıya bir türlü oturmaması, oturduğu kahvaltıyı bir türlü bitirmemesi anne babalar için gerginlik sebebidir.

Bu gerginlikle güne başlayan çocuğun okulda sorun yaşamaması, arkadaşları ile çatışmadan günü bitirmesi düşünülemez… Günü kaliteli yaşamanın en temel şartı, sabahın keyifli başlamasıdır…

Peki, bu nasıl olacak? Çocuklar nasıl olacak da vaktinde kalkıp güne enerji dolu bir başlangıç yapacaklar? İşte bu soruların birkaç pedagojik ipuçları:

ÇOCUK VE UYKU ile ilgili görsel sonucuÇocuğun vaktinde kalkabilmesinin ilk şartı, ebeveynin pozitif ruh hâlidir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki güne gergin başlayan ebeveynlerin çocukları yataktan kalkmakta zorluk çekiyorlar…

Bir ebeveynin gerginliği onun ses tonunda gizlidir… Buyurgan bir sesle “Saat kaç oldu, hâlâ yatıyorsun!” diye seslenen hiçbir ebeveynin çocuğu yaşama sevinci duymaz. Çocuğu yataktan kaldıran şey ebeveyn bağırtısı değil, yaşama sevincidir…

İsterseniz adım adım çocuğun sabah kaldırılmasına dair pratik bilgiler paylaşalım:

1-) Erken kalkmanın en temel şartı, erken yatmaktır. Televizyonun aktif kullanıldığı bir evde çocuk erken yatmaz. Çocuğunu keyifle güne başlatmak isteyen ebeveynler hafta içi televizyon kullanım alışkanlığını gözden geçirmeli.

2-) Çocuğu uyandırma girişimi, kahvaltı saatinden en az 45 dakika önce başlamalıdır. Bu süre, vücudun uyku durumundan uyanık hâle geçebilmesi için gerekli olan asgari süredir. Uyku hâlinde vücut aktiviteleri daha yavaştır. Vücudun uyanması birden olmaz. Kan basıncının, kalp atışlarının, beyin aktivitelerinin uyanıklık hâline geçebilmesi için belli bir süreye ihtiyaç vardır. O süre en az 45 dakikadır.

3-) Uyandırma, üç kısımdan oluşur: Fiziksel, Zihinsel ve Duygusal… “Fiziksel” uyandırma, “direkt” değil, “endirekt” olmalıdır. Sallayarak, sarsarak, üzerine su damlatarak uyandırmak oldukça yanlıştır. Doğru olan, camlarının hafifçe açılması ve odaya serin bir rüzgârın alınmasıdır. Serin esinti, tene dokunduğunda çocuk hem “fiziksel” olarak ve hem de temiz havanın içerdiği oksijen ile “zihinsel” olarak uyarılmış olacaktır. Oksijen olmadan zihnin uyanmasının oldukça zor olduğu unutulmamalıdır. “Duygusal” uyanmada ise kısık sesli bir müziğin etkisi oldukça fazladır. Mutfakta keyifle kahvaltı hazırlayan ebeveynin yanında kısık sesli bir radyodan duyulan şarkılar, çocuğun “ruhen” uyanmasına katkı sağlar. Çalan şarkıların ruhu uyandırmasının haricinde, uyanmış ruhu ile müzik dinleyen bir ebeveynin varlığı çocuğa yaşama sevinci verir.

4-) Çocuğunu kaldırmaya gelen ebeveyn gece kıyafetlerini değiştirmemişse, kendini güne hazır hâle getirmemişse, çocuğun yatakta kalış süresi uzar. Ebeveynini güne hazır gören çocuk ondan güç alır.

5-) Birkaç dakika sürecek bu ilk hazırlığın ardından çocuğun yanına uzanmak, onun kulağına sevgi sözleri fısıldamak, yatağın içinde oynaşmak, güne başlaması için ona “duygusal” güç verecektir… “Unutmamak gerek ki duygusal gücü olmayan çocuğun, yataktan kalkabilecek fiziksel gücü olmaz.

6-) Çocuğun uyanıp yataktan kalkmasından sonraki ilk işi, elini, kollarını ve yüzünü yıkamak olmalıdır. Su, “fiziksel” uyanmaya katkı sağlayacaktır.

7-) Çocuk kahvaltı masasına yalnız oturmamalıdır. Hiçbir çocuk yalınız başladığı kahvaltıyı keyifle tamamlayamaz. Tamamlasa tamamlasa bir an önce bitirmek için tamamlar ki bu çocukta yeme bozukluğuna yol açar.

Özetle; çocuğu sabah okula hazırlamak, rastgele bir iş değil, yüksek farkındalık gerektiren günün en önemli etkinliğidir. Bu farkındalığa sahip ebeveynler hem kendilerini psikolojik olarak iyi hissederler hem de çocuğunun gününün mutlu geçmesine katkı sağlamış olurlar.Adem Güneş

Okul Öncesi Eğitimde Yüzde 300 Artış Yaşandı

Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık, “Son 12 yıldaki verilere baktığımız zaman tüm eğitim kademeleri içerisinde en çok okul öncesi eğitimde okullaşma oranı arttı. Okul öncesi eğitimde yüzde 300 oranında bir artış mevcut” dedi.

Kocabıyık, MEB Sabancı Basın Merkezi’nde, erken çocukluk eğitimine ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenledi.

Erken çocukluk eğitimine ilişkin çalışmaların devam ettiğini belirten Kocabıyık, ülke genelinde 60-65 aylık 937 bin çocuk bulunduğunu, bunların 503 bininin okul öncesinde eğitim aldığını ifade etti.
Ülkede 66-68 ay arasında olup da velisinin isteğiyle ilkokula gitmeyen ve okul öncesine kayıt yaptıran 138 bin çocuk bulunduğunu bildiren Kocabıyık, 60-65 aylık olan ve veli isteğiyle ilkokula kayıt yaptıran da 74 bin çocuk olduğunu Funda Kocabıyık ile ilgili görsel sonucuanlattı. Kocabıyık, “Bunları dahil edince bizim brüt okullaşma oranımız yani okul öncesindeki çocuk sayımızın çağ nüfusuna oranı yüzde 75′i buluyor” diye konuştu.
Kocabıyık, 2002′de yüzde 11 olan okullaşma oranının 2003′te yüzde 12,5′e yükseldiğini kaydederek “Son 12 yıldaki verilere baktığımız zaman tüm eğitim kademeleri içerisinde en çok okul öncesi eğitimde okullaşma oranı arttı. Okul öncesi eğitimde yüzde 300 oranında bir artış mevcut. 2014-2015′te okullaşma oranı yüzde 45,1. Bunu lise kademesi takip ediyor, burada artış yüzde 87. Geçen seneki önlemlerle 100 bin çocuğu eğitim öğretime kazandırdık. Bu da 5 yaşta tarihsel olarak en yüksek orandaki artış. Bir yılda 97 bin 640 daha fazla çocuğu okul öncesine kayıt ettik” ifadesini kullandı.
Okul öncesindeki çocukların yüzde 84′ünü oluşturan 976 bin 296 öğrencinin resmi kurumlarda eğitim gördüğünü aktaran Kocabıyık, okul öncesi eğitimde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı okullar da dahil edildiğinde özel sektörün payının yüzde 15′e ulaştığını söyledi.
-”Arsa bulumıyoruz”
Anaokulların sayısını artırmak için çalıştıklarını bildiren Kocabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha önceden ilkokulların içerisinde ana sınıfları yaygındı. Son 5-6 yıldır MEB olarak daha çok bağımsız anaokullarına yöneldik. Bağımsız anaokulları inşa ediyoruz ve bu okullara giden çocuk sayısı da daha fazla arttı. Veliler de aslında bağımsız anaokullarını tercih ediyor. İnşaat ve Emlak Daire Başkanlığımız ile yeni tip projeler geliştirdik ve onlara göre yeni anaokulları inşa ediliyor. Çocukların daha rahat edebileceği, konforlu eğitim alabilecekleri yeni anaokulları inşa ediyoruz. Okullaşmada en büyük sıkıntımız arsa sorunu. Şehir içlerinde artık okul yapacak arsa bulamıyoruz çünkü şehir içleri dolmuş durumda okul yapmak için şehir dışına çıkıyorsunuz. Veliler de ‘uzak kalıyor’ diye göndermek istemiyor.”
Anaokullarında şube başına düşen öğrenci sayısının 18 olduğunu bildiren Kocabıyık, 4-5 yaş grubunda 2018 sonuna kadar okullaşmanın yüzde 70′e çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Çocukların en az bir yıl ilkokul öncesi eğitim almasını istediklerini ifade eden Kocabıyık, çalışan annelerin çocuklarının ikili eğitimden dolayı mağdur olmamaları için çocuk kulüplerini yaygınlaştırdıklarını anlattı.
Kocabıyık, gezici sınıf ve gezici öğretmen uygulamalarının da yaygınlaştırılacağına işaret ederek buna ilişkin temmuz ayında yönetmeliğe madde eklendiğini anımsattı.
Benzer uygulamaların dünyada da bulunduğunu anımsatan Kocabıyık, okula gidemeyen çocukların, en azından haftada bir gün gezici öğretmenler vasıtasıyla okul öncesinde eğitim almasını istediklerini söyledi. Kocabıyık, gezici öğretmenlerin belirli bölgelerde veya mahallelerde görev yapacağını, buna ilişkin önce pilot uygulama geliştireceklerini kaydetti.
“İlkokulda el yazısının kaldırılmasını isteyen velilerin kampanya başlattığı”nın hatırlatılması ve “Bakanlığın bununla ilgili bir çalışmasının bulunup bulunmadığı”nın sorulması üzerine Kocabıyık, böyle bir çalışma olmadığını bildirdi.
Anadolu Ajansı

EBA İnternet Adresi Üzerinden e-dergiler Yayınlandı

Eğitim Bilişim Ağı(www.eba.gov.tr) İnternet adresi üzerinden e-dergiler yayınlandı. Öğrenci, öğretmen ve velilerin dergileri çevrimdışı olarak kullanabilmesi için indirme seçeneği de sunuldu.
E-dergiler, öğrenci ve velilerin istedikleri zaman istedikleri yerden ulaşabilecekleri şekilde hem Etkileşimli Tahtalarda hem bilgisayarlarda hem de tabletlerde görüntülenebiliyor.

Bilim Çocuk

Meraklı Minik

Diyanet Çocuk

Da Vinci Learning

OGM Sincap

Sancaktepe Çocuk

TSE Öncü Çocuk

TRT Çocuk

Üsküdar Çocuk

Okul Çantasının Ağırlığı Ne Kadar Olmalı?

        Ağır okul çantalarının ilkokul çocuklarının yüzde 30′unda bel ve sırt ağrısına yol açtığı, çanta ağırlığının çocuğun kilosunun yüzde 10′unu geçmemesi gerektiği bildirildi.

      Ortopedi uzmanı Prof. Dr. Erdal Cila, yaptığı yazılı açıklamada, eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte gündeme gelen “ağır okul çantası sorununa” dikkati çekti.   Cila, kendi dönemlerindeki gibi elde taşınan çantaların bulunmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:   “Şimdi çocuklarımız genellikle sırt çantalarıyla okula gidip geliyorlar. Eskiye göre bu daha iyi, fakat ağırlıkları ve risk aynı. Taşıma şekli değişince ağırlıklarda değişiyor gibi görünüyor. Bu da çocuklarda en çok bel ve sırt ağrılarına yol açıyor. Yapılan araştırmalarda ilkokul çağındaki her 100 çocuktan 30′unda bel ve sırt ağrısı saptanmış. Buradaki en önemli nokta, çantanın ağırlığı. Bunun için mümkün olduğu kadar bu ağırlıkları azaltmaya çalışmalı, önlemler alınmalı.”                Burada çocuk kadar aileye de iş düştüğünü vurgulayan Cila, şu okul çantası çocuk ile ilgili görsel sonucubilgileri paylaştı:   “Ailenin ilgisi önemli. Zaman zaman çantaları kontrol edip gereksiz şeyleri çıkarmakta fayda var. Bazı okullardaki gibi çocuklara dolap imkanı sağlanıp tüm kitap defterleri taşımalarının önüne geçilebilse yararlı olur. Çocukların bel, sırt ağrısı yaşamaması için çantalar iyice hafifletilmeli. Çanta ağırlığı çocuğun kilosunun yüzde 10′undan fazla olmamalı. Yani 40 kilo ağırlığındaki bir çocuğun çantası en fazla 4 kilo almalı. Çantanın tek ya da çift askılı kullanımında ağırlık açısından bir fark bulunamamış. Askıların çok sıkı olması da iyi değil, bu kez çocuk omuzları geriye doğru atacak şekilde yürüyecek. Bol gözlü çantaları öneriyoruz ancak bunda da sıkıntı içindekiler unutuluyor, her gün gerekmeyenler bile okula götürülüp getiriliyor. İyi haber bu durumların kalıcı hasara yol açtığı bulgusu yok, daha çok günlük ağrılar olarak karşımıza çıkıyor. Ama bu ağrılar çocuğun okula gitme isteğini kıracak, başarısını etkileyecek durumlar. Dolayısıyla bu ağrıları engellememiz lazım.”ajanskamu

Çocukların televizyon izlemesinde ailelere uyarılar

Çocukların televizyon izlemelerinde ailelerin dikkat etmesi gereken hususları Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berksun önemli terpitleri ile kamuoyu gündemine getirdi.
Çocukların televizyon başında zaman geçiren çocuklara ilişkin önemli uyarılar yapan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berksun: -”Televizyon izlerken mümkün olduğunca büyüklerden birisinin çocuğa refakat etmesi, onun yaşına uygun yorumlar yapması, hem çocuğun bilgisini artırır hem de anlam veremediği olayları yanlış algılamasını engeller” – “Uzun süre televizyon izlemek çocuğun okuldaki başarısını olumsuz etkiler”

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Erkan Berksun, “Televizyon izlerken mümkün olduğunca büyüklerden birisinin çocuğa refakat etmesi, onun yaşına uygun yorumlar yapması, hem çocuğun bilgisini artırır hem de anlam veremediği olayları yanlış algılamasını engeller” dedi.
Berksun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların televizyonda yaşlarına uygun programları, uygun sürelerle izlediklerinde zihinsel ve ruhsal gelişimlerinin olumlu etkileneceğini söyledi.
Uygun olmayan programların ise çocuklar üzerinde olumsuz hatta travmatik etkiler yaratabildiğini anlatan Berksun “Kendini tanımlamada güçlük, aile içi bağların gevşemesi, hayalle gerçeğin ayırt edilememesi, anlık gerginlik, korku ve daha sık şiddete başvurma eğilimleri görülmektedir. Bir anne baba çocuklarına kimseyi incitmemeyi öğretir, bu konuda ona örnek olurlarken televizyon karşısında çocuğun maruz kaldığı görüntüler onun zihninde şiddeti meşru kılmaktadır” diye konuştu.
Prof. Dr. Berksun, ebeveynlerin zaman zaman televizyonla ilgili olarak çocuğuna sınır koymakta güçlük yaşayabildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bir insan hayatı boyunca sadece birkaç şiddet ve ölüm olayına tanık olabilecekken, televizyon karşısındaki bir çocuğun her gün birkaç ölüme ve onlarca şiddet olayına şahit olması sık görülen bir durumdur. Tekrar tekrar verilen travmatik görüntüler çocuğu şiddete karşı duyarsız hale getirebilir. Televizyon karşısında çocuğu yalnız bırakılmamalı. Televizyon izlerken mümkün olduğunca büyüklerden birisinin çocuğa refakat etmesi, onun yaşına uygun yorumlar yapması, hem çocuğun bilgisini artırır, hem de anlam veremediği olayları yanlış algılamasını engeller.”
- “Okul başarısını da olumsuz etkiliyor”
Özellikle 7 yaşın altındakilerin medyadan iletilen mesajların içerikleriyle ilgili iyi-kötü ayrımı yapabilecek olgunlukta olmadığını vurgulayan Berksun, “Bu sebeple, ebeveynin gerekli sınırı koyması, şiddet ya da cinsel içerikli travmatik sayılabilecek görüntülerle karşılaşan çocuğuna, bunun kötü ve yanlış olduğunu mutlaka vurgulaması gerekir. Ancak dozu iyi ayarlanmadığı takdirde, uzaklaştırmak istediğimiz konuyu çocuk için daha çekici hale getirebiliriz. Bu noktada yapılması gereken, çocuğun sorularına kısa fakat tatmin edici cevaplar verdikten sonra, mevzuyu uzatmaktan kaçınmaktır” ifadesini kullandı.
Berksun, televizyonun göz bozuklukları, uyku sorunları, hareketsizlik ve ekran karşısında atıştırma sebebiyle kilo alma gibi fiziksel zararlara yol açtığının altını çezirek, şunları kaydetti:
“Uzun süre televizyon izlemek çocuğun okuldaki başarısını olumsuz etkiler. Daha uzun süre ekran başında kalmak isteyen çocuğun isteği engellendiğinde, ağlaması, odasını dağıtması, evin kurallarına uyumsuz davranması, ders çalışmayarak ya da oyuncaklarını kırarak ailesine tepki göstermesi muhtemeldir. Çocuklar ayrıca, boş zamanlarını televizyon dışında anlamlı bir uğraşı ile değerlendirememe, ders çalışmaya karşı isteksizlik, aile içi kurallara ve düzene uymak istememe, isyankarlık gibi davranışlar sergileyebilmektedir. Aileden beklenen, yasak koymaktan öte çocuğa iyi model olmaktır. ‘Evimizde bu programları izlemeyi doğru bulmuyoruz’ diyerek, çocuğun uyanık olduğu saatlerde şiddet içeren yayınları hiçbir aile bireyinin izlememesi öncelikli koşuldur.”Öğretmenlersitesi

Bayram tatili 9 gün oldu

Kurban Bayramı 24 Eylül Perşembe gününden başlayarak, 27 Eylül Pazar günü sona erecekti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların 21 Eylül’den itibaren iki buçuk gün izinli sayılmasına ilişkin yazıyı imzaladı.

Başbakanlık Basın Merkezinin internet sitesinden yapılan duyuruda, Davutoğlu’nun kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların 21 Eylül’den itibaren iki buçuk gün izinli sayılmasına ilişkin yazıyı imzaladığı bildirildi.

Yazının ilgili kurumlara gönderildiği belirtilen duyuruda, “Kurum yöneticilerince, gerekli tedbirlerin alınarak hizmetlerin aksatılmaması, zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması kaydıyla; kamu kurum ve kuruluşlarındaki tüm çalışanlar, 21 Eylül Pazartesi gününden itibaren iki buçuk gün idari izinli sayılacaklardır” ifadelerine yer verildi.

Resmi Yazı İçin TIKLAYINIZ