Blog Archives

EBA İnternet Adresi Üzerinden e-dergiler Yayınlandı

Eğitim Bilişim Ağı(www.eba.gov.tr) İnternet adresi üzerinden e-dergiler yayınlandı. Öğrenci, öğretmen ve velilerin dergileri çevrimdışı olarak kullanabilmesi için indirme seçeneği de sunuldu.
E-dergiler, öğrenci ve velilerin istedikleri zaman istedikleri yerden ulaşabilecekleri şekilde hem Etkileşimli Tahtalarda hem bilgisayarlarda hem de tabletlerde görüntülenebiliyor.

Bilim Çocuk

Meraklı Minik

Diyanet Çocuk

Da Vinci Learning

OGM Sincap

Sancaktepe Çocuk

TSE Öncü Çocuk

TRT Çocuk

Üsküdar Çocuk

Üç Yaşına Kadar Anne-Babaların Çocuklardan Beklentileri Abartılmamalı

Çocuk gelişimi açısından doğumdan sonraki ilk üç yıl çok kritik öneme sahiptir. Bu dönem gelişimsel altyapıların kurulduğu bir zaman dilimidir. Sürecin sağlıklı ve doğru yönetilmesi, çocuğun sonraki yıllarda da sağlıklı gelişmesini destekleyecektir.

Doğumdan sonraki ilk yıllarda çocuklarda meydana gelen gelişimlerden bazıları şunlardır:

Duyu organlarının tümü yetişkinler düzeyine ulaşır.

Beyin gelişiminin yüzde 70-80′i tamamlanmıştır.

Bağımsızlık, özgüven ve güvenli bağlanma duygusunun temelleri atılır.

Dil gelişimi açısından kelime hazinesi zenginleşmeye başlar.

Üç yaşına kadar abartılı yaklaşımlardan kaçının!

Üç yaşına kadar çocukların gelişimsel çerçevesi ve sınırları, bilimsel araştırmalarla belirli ölçülerde ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, bu yaş grubundaki çocukların gelişimsel açıdan çok hızlı bir sürecin içinde olmasına karşın bazı beceriler açısından da sınırlılıklara sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, anne-babaların çocuklardan beklentilerini abartmamaları gerekir. Sorumluluk duygusu, oyuncak ve eşyalarını paylaşma, işbirliği yapma, başkasıyla empati kurma gibi bir dizi beceri henüz yeterince kazanılmadığı için anne-babaların, beklentilerini bu çerçevede sınırlandırmaları beklenir. Anne-babaların, küçük çocukları ile ilgili yapacakları en doğru şey, içgüdüsel ebeveynlik duygularına güvenmektir. Çocuğun istekleri, davranışları karşısında, kısıtlayıcı olmak, sonu gelmeyen açıklamalar yapmak, abartılı kurallar koymak gereksizdir. Çocuğun doğasına ve doğalına uygun bir çizgide durmak ve “pedagojik yaklaşım” görüntüsüyle, zorlayıcı yaklaşımlardan kaçınmak önemlidir.

KÜÇÜK ÇOCUKLARIN NEYE İHTİYACI VAR?

Doğumdan sonraki süreç, gelişimsel açıdan ‘yatırımsal dönem’ olarak düşünülmeli. Anne-babalar, bu dönemde çocuğun gelişimine çok büyük katkılar sağlayabilirler:

- Ev ortamını, doğallığını bozmadan güvenli hale getirin: Ev ortamının, çocuk için ciddi risklerden arındırılması gerekir. Güvenlik riskleri azaltılırken evin doğal ortamı da bozulmamalıdır. Çünkü, çocuğun doğal gerçeklikle birlikte büyümesi gelişimsel bir görevdir.

- Beslenme ve uyku düzenine dikkat edin: Çocuğun büyümesinde beslenme ve uyku düzeni çok etkilidir. Bu nedenle, anne-babaların öncelikle bu fizyolojik ihtiyaçları takip etmesi gerekir. Yaşına uygun besinleri alması ve yaş dönemi için gerekli miktarda uyku uyuması anne-babaların sorumluluğundadır.

- Televizyonu sınırlandırın: Araştırmalar, küçük yaşlarda televizyon izlemenin risklerinden söz etmektedir. Bu nedenle, özellikle iki yaşına kadar mümkünse hiç televizyon izletilmemesi sıklıkla önerilmektedir. İki yaşından sonra ise yetişkinin kontrolünde 15 dakikalık seçilmiş bir programın izletilmesi ile yetinilmelidir.

- Masa başı eğitim uygulamalarını abartmayın: Küçük yaştaki bir çocuğun masa başında bir faaliyeti yapması hiç kolay değildir. Elbette ki, bir hamurla şekil yapması, bir kağıda karalama yapması, sevdiği bir masa başı faaliyetini yapması yararlıdır. Ancak, bu çocukların daha çok sevdikleri şey, hareketli oyunlar, üç boyutlu objeler ve oyuncaklarla kurdukları oyunlardır.

- İnatlaşmalarının doğal olduğunu unutmayın: 1-4 yaşlar arasında, çocuğun inatlaşması ve ısrarcı davranması gelişimsel bir durum. Bu nedenle, bu tür davranışların bir sorun olarak algılanmaması gerekiyor. Buna karşın, çocukların inatlaşmasına neden olabilecek davranışlardan da olabildiğince kaçınmak gerekli. İnatlaşmalarla başa çıkmada en iyi yöntem ise ilgiyi başka yöne çekmek olmalı.

Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın  Vatan

Okul Sütünden 6 milyon 12 bin Öğrenci Yararlanacak

Okul Sütü Programı kapsamında, eğitim-öğretim yılının ikinci yarısında 33 bin 736 okulda 6 milyon 12 bin 130 öğrenciye süt dağıtılması için planlama yapıldı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2011’de Milli Eğitim Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan “Okul Sütü Programı” eğitim öğretim yılının ikinci yarısında tekrar uygulanacak. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in katılacağı Okul Sütü Programı’nın açılış töreni Ankara’da pazartesi günü yapılacak. Bakan Avcı ve Bakan Çelik, programda, öğrencilere süt dağıtacak.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ihaleye esas verilerine göre 33 bin 736 okulda 6 milyon 12 bin 130 öğrenciye süt dağıtılması için planlama yapıldı. Okul Sütü Programı kapsamında, resmi-özel anaokulu, uygulama sınıfı, ana sınıfı ve ilkokul öğrencilerine pazartesi, çarşamba ve cuma günleri UHT koşullarında paketlenmiş 200 mililitre pastörize süt dağıtılacak.

Özel öğretim kurumları programa eş değer süt veya süt ürünleri tüketilmesini sağlamaları halinde, velinin isteği alınarak kurum yönetiminin kararı doğrultusunda program kapsamı dışında tutuluyor.

Öğrencilere 290 milyon kutu süt dağıtılacak

Programda 2015-2016 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında bağımsız anaokulu, uygulama sınıfı, ana sınıfı ve ilkokul öğrencilerine 48 gün boyunca haftada 3 gün süre ile yaklaşık 290 milyon kutu 200 ml yağlı, sade UHT içme sütünün dağıtılması planlanıyor.

Süte duyarlılığı olan öğrenciler program dışı tutuluyor

Okul Sütü Programı ile ilgili iş ve işlemler anlık olarak Okul Sütü Modülü üzerinden takip ediliyor. Öğrencilere ait bilgilerin Okul Sütü Modülü’ne kaydedilmesi, giriş yapılamadığı durumlarda verilerin toplanması ve zamanında ulaşılabilir olması Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanıyor.

Öğrenci velileri, öğretmenler, aile hekimleri veya sağlık kurumlarınca süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrenciler, okul yönetimleri tarafından program dışında tutuluyor.AA

Okul sütünün besin değerleri ve kalite kriterleri, “Çiğ Süt ve Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği”ne uygundur.

100 ml’de:

Enerji (kca/kj)    : 58/242

Protein (g)         :  3

Yağ (g)                : 3

Karbonhidrat(g) : 4,7

Süt,

  • Protein,  kalsiyum,  fosfor,  A vitamini, bazı B vitaminleri (özellikle B2(riboflavin), B12) için iyi  bir kaynaktır.
  • Büyüme ve gelişmeyi sağlar.
  • Beyin gelişimine destek olur.
  • Göz, deri ve diş sağlığını korur, diş çürüklerini önler.
  • Hücreleri onarır.
  • Kemikleri ve kasları güçlendirir.
  • Enerji verir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklardan korur.

 

Yarıyıl tatili…

‘Çocuğunuzu çizgi filmlere terk etmeyin’

Bartın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Firdevs Güneş, ebeveynlerin ev işlerini yapabilmek, rahat kalabilmek için çocuklarına saatlerce çizgi film izletebildiğini belirterek, “Günde 1 saatten fazla ekran karşısında kalan çocuklarda, saldırganlık, obezite, uyku, dikkat ve davranış sorunları görülmektedir.

Prof. Dr. Güneş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok çocuğun günün önemli kısmını televizyon karşısında geçirdiğini söyledi.

Bazı programların, çocukların fiziksel, zihinsel ve dil gelişimine olumsuz etkileri bulunduğunu ifade eden Güneş, “Özellikle çizgi filmler, çocukların anlama, dikkat ve dil gelişimini doğrudan etkilemektedir. Bu etkileme olumlu olabildiği gibi çoğunlukla olumsuz olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.

Güneş, ebeveynlerin, ev işlerini yapabilmek, rahat kalabilmek için çocuklarını saatlerce ekran karşısında bırakabildiğine dikkati çekti.

Çoğu evde televizyon seyredilirken iletişim kurulmadığını belirten Güneş, “Bazı çocuklar saatlerce tek başına televizyon izliyor. Çizgi film izletme yerine çocuğa kitap okumak, kitaptan resim göstermek ve birlikte oyuncakla oynamak daha yararlıdır. Bu etkinliklerde çocuk ile yetişkin etkileşimi daha sıcak ve yoğun olmaktadır. Çocuk televizyon izleyecekse de aileyle izlemeli, televizyon karşısında yalnız bırakılmamalıdır” dedi.

- “Zararlı boyuta ulaşabilir”

Araştırmaların, 3 yaş öncesinde sürekli televizyon izleyen çocuklarda dil gelişiminin daha yavaş olduğunu gösterdiğini vurgulayan Güneş, şöyle devam etti:

“Bu yaş çocuklar, izledikleri çoğu çizgi filmdeki hikaye zincirlerini tamamlayamaz, renk, ışık, ses değişimine odaklanır. Ekranda gördükleri eylem ve sesleri taklit eder. Bazen üstün güçlere sahip, uçabilen ve herkesi yenen bir kahraman ya da prenses, uçan peri gibi çizgi film karakterlerinin özelliklerine sahip olmak isteyebilir. Bu da zararlı boyuta ulaşabilir. Diğer taraftan günde 1 saatten fazla ekran karşısında kalan çocuklarda, saldırganlık, obezite, uyku, dikkat ve davranış sorunları görülmektedir.”

Güneş, “3 yaş sonrasında çocuklar, televizyon karşısında günde 1 veya 1,5 saat kalmalıdır. Çocuğun yaş ve düzeyine uygun eğitici filmler seçilmeli, izledikleri hakkında konuşmalar yapılmalıdır. 3-5 yaş arasındaki çocukların 1-1,5 saatten fazla çizgi film seyretmesine izin verilmemeli ve dikkati uzun süreli zorlanmamalıdır. Çocuklar 6 yaşına gelince günde en çok 2 saat izleme izni verilmelidir” diye konuştu.

- “3 kurala dikkat”

Uzmanların, çocukların televizyon izlemesiyle ilgili ailelerden 3 kurala dikkat etmelerini istediklerini anlatan Prof. Dr. Güneş, şunları kaydetti:

“Bunlar, çocuğun yatak odasına televizyon konulmaması, 5 yaşına kadar televizyondan uzak tutulması, ilk ve ortaokul öğrencilerinin haftada 4 saatten fazla televizyon izlememesidir. Çocukların dil ve zihinsel becerilerini geliştirmek için nöronları etkinleştirmek gerekmektedir. Bunun için doğumdan itibaren bebeklerle iletişim kurmak, ninni söylemek, hikaye okumak gerekir. Çizgi filmlerin seçiminde, Türkçeyi doğru, etkili ve güzel kullanma, eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim kurma, sorun çözme, girişimci olma, karar verme, kişisel ve sosyal değerlere önem verme gibi becerileri geliştirecek özellikte olmasına dikkat edilmelidir. Sonuç olarak aileler, çocuklarını televizyon karşısında çizgi filmlere terk etmemeli, bu durumun çocuklarda kalıcı sorunlara yol açabileceği unutulmamalıdır.”

Anadolu Ajansı

Televizyon – Çocuk-Aile

  • TV – ÇOCUK  ve AİLE *Çocuklarımız adına, neler yapabiliriz?

1-Öncelikle televizyon konusunda çocuğu doğrudan karşınıza almayın. Televizyonun çocuğun dünyasında çok eğlenceli olduğu gerçeğini görün ve kabul edin. Özellikle yasaklamanız bu cazibeyi daha da arttıracaktır, unutmayın

2. Kendinize bir bakın. Televizyon sizin dünyanızda nerede? Büyük ihtimalle televizyon evinizin en çok kullanılan odasındadır. Eğer bu tahmin doğruysa, televizyonunuz yine büyük bir ihtimalle odanın en merkezî yerinde olmalı! Bütün koltukların yüzünün döndüğü yönde! Sizin için bu kadar önemli ve merkezî bir konumda olan televizyonu çocuğunuzun bir kenara atmasını beklemek çok da gerçekçi olmasa gerek. Unutmayın ki, çocuğunuz sizin televizyona atfettiğiniz önemi de algılar. Evin en merkezî odasının en hâkim konumundaki televizyonun çocuğunuza söylediği şey şudur: Televizyon vazgeçilmezdir! O halde televizyonu, hayatınızın kenarına bir yere çekmeye ne dersiniz?

3. Siz televizyonu merkezî konumundan edebilirseniz, şimdi çocuğunuza televizyon seyretme konusunda bir ölçü teklif edebilir konuma gelmişsiniz, demektir. Bu noktada çocuğunuza bir “televizyon bütçesi” yapmasını önerin; günde kaç saat, haftada kaç gün televizyon seyredebileceği konusunda ortak bir anlaşma yapın -tabii, seyrettiklerinin içeriğini onaylamak kaydıyla.

TV ÇOCUK ile ilgili görsel sonucu4. Televizyon kapatmayı öğretin. Televizyonu neden kapattığınızı, neden her programı seyretmediğinizi ve seyretmesini istemediğinizi açıklayın. Gerekirse tartışın. Çocukları baştan kendi yanınıza alın. Bu konuda belirleyici ve zorlayıcı olmak yerine, liderlik rolünü üstlenin.

5. Çocuğunuz yatak odasına televizyon koymayın, koymuşsanız da alın. Böylesi “özel seyretme alanları” televizyon ya da video oyunu seyretme ihtimalini iki kat arttırır. Televizyonu ev için gizli olarak seyredilebilecek bir yerde değil, ancak ortak seyredilebilecek ama merkezî olmayan bir mekânda tutun.

6. Çocuklara ödül ya da ayrıcalık olarak televizyon seyretmeyi vaat etmeyin. Daha ilginç ödüller bulabilirsiniz. En iyi ödül, ona yakınlık göstermeniz ya da onunla birlikte geçirebileceğiniz bir meşguliyet önermenizdir.

7. Çocuklarınıza televizyon seyretme zamanı kazandıracak fırsatlar da tanıyabilirsiniz. Kendilerinin bir seçimde bulunmalarını sağlayarak, ödevini erken ve doğru bitirmesi halinde artan vaktini televizyona ayırabileceğini söyleyebilirsiniz. Böylece kendisine bir seçim imkânı sağlamış; yasaklamayı hissettirmemiş olursunuz.

8. Televizyon seyretmekten vazgeçtiği zaman ya da televizyon seyretmek yerine daha yapıcı bir işe yöneldiği zaman, onlara iltifatta bulunun. Çocuğunuzu televizyondan uzaklaştırmanın yolu, her zaman yapıla geldiği gibi televizyon seyrederken otoriter uyarılarda bulunmak değil, televizyon seyretmediği zamanlar iltifatlarda bulunarak ödüllendirmektir. “Televizyonu kapatıp ödevine başlaman beni çok mutlu etti!” gibi bir cümle, “Ödevini yapmadığın halde niye televizyon seyrediyorsun!” gibi cümlelerden daha yapıcı ve etkileyicidir.

9. Daha iyi bir rol modeli olun. Anne baba olarak televizyon seyretmek yerine, okumak, bir hobi ile uğraşmak veya kendi aranızda sohbet etmek gibi aktiviteler yapın.

10. Çocuğunuzla birlikte televizyon seyredin. Bu sayede neyi seyredeceklerine karar verirsiniz. Ayrıca, reklamlar gibi çocuğu tüketime yöneltici yayınların içeriğini de beraberce tartışabilirsiniz. Onların şiddet ya da cinsellik gibi yayınların etkilerine doğrudan maruz kalmasını beklemek yerine, önceden hareket ederek, mesela bir tabancayla vurulmanın ne demek olduğunu, vurulan insanın ailesinin neler hissedebileceğini anlatabilirsiniz. Onları ölçülü olarak olan bitenle yüzleştirebilir ve böylece bir tür bağışıklık sağlayabilirsiniz.

11. Eğitim programlarını tercih edin.

12. Çocuklarınızı komşu çocukları ile okul arkadaşları ya da arkadaşlarınızın çocukları ile sık sık bir araya getirin. Komşuluk, dostluk ve arkadaşlık adına güzel şeyler yapabileceklerini hissettirin. Onla televizyon dışında gözle görülür, elle tutulur başka eğlence türlerinin de olduğunu hatırlatın.

Çocuğumuzu Yetiştirirken Yaptığımız 12 Yanlış

1)Bebeklikten itibaren karşılanan temel ihtiyaçlar çocukluk döneminde de aynı dozda karşılanmaya devam edilir. Bir yaşından itibaren çocuk eli kaşık tutup bazı yiyecekleri yiyebilecekken biz ısrarla kendimiz yedirmeye devam ediyoruz. Kendi kendine beslenmeyi öğrenemeyen çocuklarda yemek yeme alışkanlığı gelişmediğinden düzenli bir beslenmede olamaz.

2)Üç beş yaşlarında bile yapılabilecekler varken çocuğun her şeyiyle ilgilenip çocuğa yapacak hiç bir şey bırakmıyoruz. Böylece tembelliği öğrenen çocuklar gelecekte herhangi bir şey yapmakta üşenmeye başlarlar. Hatta okul hayatının ilk yıllarında ödevlerini yapmakta mızmızlanırlar.
3)Kıyafetini kendi çıkaramayan, kıyafetini giyinemeyen, banyosunu yapamayan, ayakkabısını giyemeyen çocuklar hep bizim eserimizdir. Kendi küçük işlerini beceremeyen ve bu yüzden eleştirilen çocuklar bir süre sonra mutsuz çocuklara dönüşür.
4)Marketlerde alışveriş yaptığımızda yaşına göre taşıyabileceği malzemeleri taşıtmak yerine biz taşıyoruz daha sonrada aldığımız şeylerin ne kadar hor kullanıldığın şikâyet ediyoruz.
5)Uykudan uyanınca yatağını toplamayan, dışarıdan gelince ayakkabısını içeri alıp ayakkabılığa yerleştiremeyen, ders programına göre çantasını ayarlayamayan öğrencileri biz yetiştiriyoruz.
6)Okulda sorunlar yaşadığında çözümü biz buluyorsak, ödevini onun yerine biz yapıyorsak ve sonra derslerde başarısız olduğunda onu suçluyorsak sorun onda değil bizdedir.
7)Çocuğumuzu tanımak için gayret göstermiyorsak, gittiği okulu, eğitim aldığı öğretmeni tanımıyorsak ve sonrada olumsuzluklar olduğunda başkalarını sorumlu görüyorsak bu adil olmayan bir gerçektir.
8)Sürekli asansörü kullanıyorsak, yürüyüş yapmıyorsak çocuğun gidebileceği kısa mesafede bile ya özel araçla ya da servisle okula gönderiyorsak obez bir çocuk olduğundan şikayet etmememiz gerekir.
9)Çalışmayı, üretmeyi, mücadele ruhunu öğreteceğimize hiç bir şeye karışmamayı, hiç bir şeye dokunmamayı, sormadan hiç bir şey yapmamayı öğretmişsek sonrada kendi başına hiç bir şey yapamıyor diyorsak boşuna dövünmeyelim.
10)İyi yaptığı işlerde takdir, iyi yapamadıklarında uygun ikaz yöntemini kullanmamışsak çocuğun kendini tanımasına da katkımız olamaz. kendini tanımayanlar gelişim yönünü tayin edemez.
11)Hayatı öğretmek gerçek eğitimdir. Hayat ise hayatın içinde yaparak, yaşayarak öğrenilir. İlk zamanlarda mutlaka hatalarda yapılabilir. Her hata daha iyiyi öğrenmek için atılmış bir adımdır. Yanlış yapacağımızı varsayarak adım atmamak gelişimi engeller.
12)Çocuklarınız sizin fakat onların her şeyini sizin belirlemeniz doğru değildir. Onlarla ilgili kararlar verirken mutlaka onlarla birlikte karar vermek gerekir. Bütün seçenekleri sunmalıyız ve son kararı onlara bırakmalıyız. Bizim görevimiz onların kendini gerçekleştirmesine fırsat sunmaktır. Bizim kendimizi gerçekleştirmemizde onları kullanmak değildir.

Siz siz olun çocuklarınızı olduğu gibi kabul edin ve mutlaka onlara değerli olduklarını hissettirin. Onları gerçekten sevin ve her dediğini yapmanın onlara en büyük kötülük olduğunu unutmayın.ilhamifindik.com

‘İnternet, çocuk bakıcısı değil’

Son yıllarda artan internet ve sosyal medya kullanımının çocuklar ve özellikle gençlerde bazı olumsuz sonuçları olduğunu söyleyen Psikolog Osman Baş, “İnternette çok fazla vakit geçirmek çocuğun işlevselliğini bozabilir. Bir gencin ne kadar süre internet başında olması ile ilgili sürede önemli olan işlevselliğinin İnternet  çocuk ile ilgili görsel sonucubozulmamasıdır. Yani çocuğun ailesi, okulu ve arkadaşlarıyla ilişkisi bozulmadıysa internet başında geçirdiği sürenin önemi kalmaz” dedi.

“ÇOCUĞA SİZ BAKIN, İNTERNET DEĞİL”

Çocuğun internet kullanımı konusunda annelerin yaptığı yanlışlara değinen Osman Baş, “Annenin çocuklarıyla her zaman ilgili olması gerekir. İnternet, çocuk bakıcısı değildir. Çocuğu bilgisayar başında oturtup ya da eline telefon verip vakit geçirmesini sağlamak yanlış bir davranıştır. Çocuk, anne-babası, kardeş ve arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmelidir. Bu, daha doğru bir sosyalleşmedir” diye konuştu.

Psikolog Baş, konuşmasının sonunda doğru internet kullanımı ile ilgili “Çocuğa alternatif oluşturun. Ona zevk alabileceği spor, hobi veya sohbet aktiviteleri sağlayın. Yemek veya çay saatlerinde bilgisayar başına servis yapmayın. Bilgisayara internet filtresi ekleyin. Çocuklar için kullanışlı oyun siteleri araştırın, diğer ebeveynlere sorun” tavsiyelerinde bulundu.

İhlas Haber Ajansı

emniyet çocuk

http://www.egm.gov.tr/cocuklar/Sayfalar/default.aspxEmniyet Genel Müdürlüğünün çocuklar için hazırladığı siteyi ziyaret edebilirsiniz