Çocuklarda paylaşma

ÇOCUKLARDA PAYLAŞMA DUYGUSU
Paylaşımcılık sadece doğuştan getirilen bir duygu değildir, büyük ölçüde
öğrenilir. Bazen ebeveynler gelişim olarak uygun olmadan önce paylaşım beklerler.
Eğer evde birden fazla çocuk varsa, muhtemelen paylaşma konusunda kavgalar olacaktır. Bu doğaldır, fakat ebeveynlerin bunu önemsememeleri gerektiği anlamına gelmez. Paylaşmayı öğretmek için çocuğu zorlamak, baştan kaybetmektir. Oyuncağını zorla almak, tehdit etmek, ceza vermek gibi yöntemler, çocuğun paylaşmaya olan öfkesini sadece artırır. Bu nedenle çocuğa paylaşmayı öğretirken ilk adım, kontrolün onda olduğunu çocuğa hissettirmektir: “şimdi birlikte resim yapacağız. Kalemlerinden hangisini arkadaşına vermek istersin? Mavi olanı mı, kırmızı olanı mı?” bu ifadede çocuk, sahip olduğu nesneler üzerinde hala kontrolü olduğunu hisseder. Seçim yapma ve karar verme hakkına sahip olmak, çocuğa paylaşma kavramının olumlu yüzünü gösterir. Çocuk sosyalleşmeye başladıkça paylaşmanın, işbirliği kurmakta ve arkadaş edinmekteki önemini öğrenmeye başlar. Paylaşan çocuklar yaşıtları arasında tercih edilirken, paylaşmayanlar genellikle dışlanır ve yalnız kalır. Çocuklar genellikle 4-5 yaşlarında paylaşmayı ve grup içinde işbirliği kurarak oynamayı öğrenmiş olurlar.
Paylaşmak zorunda mı?
Paylaşma kavramı çocuğa öğretilirken, nasıl ve ne zaman paylaşması gerektiğini öğretmek de önemlidir. Kendisi için çok önemli bir oyuncağı paylaşmak zorunda değildir. Eve misafir geldiğinde, diğer çocuklarla yaşanacak sorunu baştan önlemek için, çocuk paylaşmayı kabul ettiği kutudan oyuncaklar seçebilir.
Ebeveynlere Öneriler:
*Çocukları 4-5 yaşından önce kesinlikle paylaşma konusunda zorlamamak gerekir.
*Çocuklarınız eğer bir oyuncak için kavga ediyorsa, oyuncağı elinden alabilir ve onu, kavga etmeden paylaşabilecekleri bir çözüm bulduklarında geri alabileceklerini söyleyebilirsiniz.
*Televizyon, bilgisayar gibi araçlar söz konusu olduğunda, çocukların kavgasız paylaşmaya hazır olana kadar izin vermeyin. Siz ya da çocuklarınız bir program yapabilir, aksi takdirde bu araçlar saygı çerçevesi içinde kullanılana kadar kullanılamaz.
*Çocuğunuzla oyunlar oynayın. Bu oyunların içinde mutlaka paylaşma temalarını da ekleyin. Örneğin, oyundaki tüm bebeklere yiyecek dağıtmak, bebeklerin ellerindeki çikolatayı bölüşüp yemeleri, oyuncakları dönüşümlü oynamaları gibi.
*Küçük çocuğunuzla al-ver oyunları oynayın. Çocuğunuzun elindeki oyuncağı isteyin, o oyuncakla birkaç saniye ilgilenip tekrar geri verin. Bu şekilde, çocuk verdiği bir şeyin ona geri geleceğini kavramaya başlar.
*İstenen oyuncağı verdiği zaman takdir, gülümseme, tebrik etme gibi olumlu pekiştireçlerle karşılaşan çocuk, hem davranışı ile ilgili geri bildirim almış olacak, hem de kendisine ait olan oyuncağın paylaşma sonrasında geri döndüğünü, onu kaybetmemiş olduğunu görecek ve paylaşma kavramının anlamını uygulamalı olarak görmüş olacaktır. • Bütün bunlar işe yaramadıysa süre paylaşımı kuralı koyun. Paylaşmanın çok gerekli olduğu durumlarda çocuklara süre paylaşım kuralı koyun. Bir oyuncakla oynaması için bir süre belirleyin. O süre bitince oyuncakları değiştirin. Tabii bunu anlaması için çocuğunuzun en az 3-4 yaşında olması gerekir.
*Çocuklarınıza, paylaşmanın madde paylaşımından daha fazla şeyi içerdiği öğretin.
Paylaşım zamanı, duyguları, fikirleri paylaşmayı da içerir. Çocuklarınızı gece yataklarında
yatırırken, onları günün en acı ve tatlı anlarını paylaşmaya davet edin. Böylece paylaşmanın sadece nesneleri paylaşmayı içermediğini kavrayabilirler. Çocuğunuzun gelişim düzeyine, haklarına ve isteklerine saygı gösterdiğinizde, onlar da başkalarının haklarına ve isteklerine saygı göstermeyi öğreneceklerdir.