YILDIZ HİKÂYESİ

Yatılı bir okulda müdür, koltuğa gömülmüş gazetesini okuyordu. Küçük bir haber dikkatini çekti:

“76 yılda bir Dünya’nın yakınından geçen Halley kuyruklu yıldızı yarın Dünya’ya en yakın noktadan geçecek.

Müdür, başyardımcıyı çağırarak talimat verdi:

- Hocam, 76 yılda bir Dünya’mızın yanı başından geçen Halley kuyruklu yıldızı yarın akşam saat 20.30′da okulumuzun önünden seyredilebilecektir. Yatılı öğrenciler, eşofmanlarıyla bahçeye çıkarılsın. Az görülen bu astronomik olayı onlara anlatacağım. Şayet yağmur yağarsa meydana gelecek olaya ait hiçbir şey görünmeyeceğinden dolayı öğrenciler yemekhanede toplânsın ve olay hakkında göstereceğimiz filmi seyretsin.

Başyardımcı emri alır almaz müdür yardımcısına bildirdi:

- Halley isimli kuyruklu yıldız, yarın akşam 20. 30′da okulumuzun bulunduğu bölgenin üstünden geçecektir. Şayet yağmur yağarsa yatılı öğrencilere eşofman giydirilecek ve sadece 75 yılda görülen eşsiz olayı seyretmek üzere yemekhaneye götürülecektir.

Müdür yardımcısı da nöbetçi öğretmene:

- Müdür beyin emriyle yarın akşam saat 20. 30′da gece kıyafeti giyilecek ve yemekhaneye gelecek olan eşsiz Halley kuyruklu yıldızı seyredilecektir. Okul bölgesinde yağmur yağdığı taktirde 75 yılda bir rastlandığı gibi müdür bey ek bir emir yayınlayacaktır.

Nöbetçi öğretmenden okul başkanı öğrenciye:

- Her 75 yılda bir görüldüğü üzere, yarın akşam 20.30′da müdürümüz, Halley kuyruklu yıldızıyla beraber yemekhaneye gelecektir. Yağmur yağarsa eşofmanıyla müdür bey, kuyruklu yıldıza okul bölgesine girme emri ve izni verecektir.

Ve nihayet okul başkanı da yatılı öğrencilere emri tebliğ eder:

- Yarın akşam saat 20.30 civarında yağmur yağdığı sırada, eşofman giymiş olarak, 75 yaşındaki eşsiz Müdür Halley, Müdür beyin eşliğinde, kuyruklu yıldızıyla okulumuzun yemekhanesinden süzülerek geçecektir.

 

GERÇEK SEVGİ

“Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu!

Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu…

      Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak”Büyük bir çocuk bana ucube dedi.”

    Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü.Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi;

 eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona

“Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamana yüreğinde

 derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

  Delikanlının babası, aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;”Hiçbir şey yapılamaz mı?”diye sordu. Doktor”Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti. Bir gün babası”Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır”dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı

Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen gençokulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu:”Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım”"Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..” Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi.

 Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.

  Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası”. Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir,ancak kalptedir!

 Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir.

Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”

 

TEBESSÜM

 

         Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya   gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini    daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı.

  

Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garsona yüklü bir bahşiş bıraktı.

  

Garson, ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

  

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki… İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını iki günden beri ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.

 

 

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman kalktı.

 

 

Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.

 

 

Bütün bunların hepsi, bir TEBESSÜM’ün sonucuydu…

 

 

BİR YEMEK TARİFİ

 

Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,

Bir kap dolusu dostluk ilave edin,

Bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın,

Bir kaşık ümit,

Bir büyük porsiyon yardımlaşma,

Çok miktarda ılım ve bir tutam alçakgönüllülük ile çırpın. Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene

ihtiyacınız olacak.

 Bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç, iki  ölçü aklı selim ve birkaç damla hoşgörüyü azar azar ilave ederek

 sevgi ile karıştırın.

iki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin.

Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve şükran ile tatlandırın.                    

                                                          Yemeğin adı mı?

                                                      İNSANLIK !!!

TARİF

 

   Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada  şaşkın şaşkın  gezindikten sonra yol  kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:

   - Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

 

   Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:

   - Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.

 

   Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

 

   Çocuk:

   -Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

 

   - İyi ama, demiş adam,  bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?

 

   - Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar da atılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.

 

   Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.

 

   Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:

   - Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.

 

   Sizinkiler sağlam öyle değil mi?

 

   Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:

   - Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.