Tekerlemeler

Kuzu kuzu me
Bin tepeme
Haydi gidelim
Ayşe teyzeme.

Bir iki üç
Söylemesi güç
Sana verdim bir elma
Adını koydum fatma
Hop hop hop
Bir büyük altın top

Pazara gidelim,
Bir tavuk alalım,
Pazara gidip,
Bir tavuk alıp ne yapalım?
Gıt gıdak diyelim.
Happur huppur,
Happur, huppur yiyelim.

 

Bir iki tombul tekir
Camdan bakar
Başına takar
Hop hop, altın top

Türü mürkü
Ninemin eski kürkü
Bir çektim yırtıldı
Ninem dikmekten kurtuldu

Evli evine
Köylü köyüne
Evi olmayan
Sıçan deliğine

 

 Eveleme develeme
Evvel altı elma yedi
Seren sekiz serçe dokuz
Tarmanın topu kara
A devenin çatı kara

Altı kere altı otuz altı
Dedemin sakalı yolda kaldı
Sakalını aldı dereye attı
Dedem sakalsız kaldı

Makas makas makasa

 


Ali dayı noktaya bas
Trampetler çalıyor
Yüzbaşılar darılıyor
Darılmayın yüzbaşılar
Can yürekten ayrılmıyor

Ebe ebe gel bize
Uzaktan vur elimize
Eğer vuramazsan
Ebesin ebe

Acele giden ecele gider.
Acele yürüyen yolda kalır.
Acıkan doymam,susayan kanmam sanır.
Aç ayı oynamaz
Aç kurt insana saldırır.
Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.
Adamak kolay,ödemek güçtür.
Adamın iyisi iş başında belli olur.
Aca dokuz yorgan örtmüşler,yine uyuyamamış.
Acele ise, şeytan karışır.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.
Aç köpek fırın yıkar.
Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görür.
Açık yaraya kurt düşmez.
Açın karnı doyar gözü doymaz
Adı çıkmış doksana, hiç inmez seksene.
Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimde”demiş.
Ağaca çıkan keçinin doğurduğu oğlak dala bakarmış.
Ağaca dayanma çürür,insana dayanma ölür.
Ağacı kurt, insanı dert bitirir.
Ağaç ne kadar meyve verirse ,dalı o kadar yere eğilir.
Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.
Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağaçlı köyü su basmaz.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.
Ağlayak da gözden mi olak?
Ağlayanın malı, gülene hayır etmez.
Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.
Ak akçe kara gün içindir.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Akan su yosun tutmaz.
Akan su, pis tutmaz.
Akıl akıldan üstündür.
Akıl yaşta değil baştadır.
Akılı olmayana neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.
Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.
Akıllı evladın var, neylersin mali, akılsız evladın var neylersin mali?
Akılsız basın cezasını ayaklar çeker.
Akılsız baştan sefil taban ne çeker.
Akılsız köpeği yol kocatır.
Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.
Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez.
Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.
Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.
Akşamın hayırından sabahın şeri iyidir.
Al elmaya taş atan çok olur.
Al yakışırken, el bakışırken.
Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alim unutmuş, kalem unutmamış.

Cahille arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.
Cami ne kadar büyük olursa, imam yine bildiğini okur.
Can boğazdan gelir.
Can çıkar huy çıkmaz.
Canı kaymak, isteyen mandayı yanında taşır.
Cani yanan eşek atı geçer.
Cahile söz anlatmaktansa, deveye hendek atlatmak iyidir.
Cahilin dostluğundan, alimin düşmanlığı iyidir.
Cahille arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.
Cami ne kadar büyük olsa da imam bildiğini okur.
Can boğazdan gelir.
Can çıkar huy çıkmaz.
Can çıkmadan ümit kesilmez.
Canı kaymak, isteyen mandayı yanında taşır.
Canı yanan eşek atı geçer.

Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.
Cambaz ipte, balık dipte gerek.
Cana gelecek (kaza-zarar) mala gelsin.
Can boğazdan gelir.
Can canın yoldaşıdır.
Can çıkmayınca huy çıkmaz.
Canı yanan eşek attan yürük olur.
Cefa çekmeyen sefanın kadrini bilmez.

Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.
Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Misafir misafiri sevmez,ev sahibi ikisinide sevmez.

Kalem kılıçtan üstündür.
Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş
Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.
Karnıyın doymayacağı yere, açlığını bidirme.
Kasap et derdinde koyun can derdinde.

Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
Zararın neresinden dönersen kârdır.
Zemheride yoğurt isteyen, cebinde bir inek taşır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zengin dağlar aşar, olmayan yolda şaşar.
Zengine bir kıvılcım, güzele bir sivilce yetermiş.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zora dağlar dayanmaz.
Zorla güzellik olmaz.
Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.

Tekerlemeler

KAYIKÇI

Çuf çuf kayıkçı,
Kayıkçının küreği,
Hop hop eder yüreği,
Akşama fincan böreği,
Kedi böreği yerse,
Annem beni döverse,
Üüü üüü diye ağlarım.

 

HASTA

hasta hasta
çorbası tasta
annesi kalasta
babası maraşta
ablası karsta
kardeşi marsta
Eeee kim verecek bize pasta

 

AYŞE HANIMIN KEÇİLERİ

Ayşe hanımın keçileri
Kiş kiş kişniyor
Arpa saman istiyor
Arpa saman yok
Kilimcide çok
Kilimci kilim dokur
İçinde bülbül okur
O bülbül benim olsa
İki kardeşim olsa
Biri ay biri yıldız
Hop çikolata çikolata
Akşam yedim salata
Kız senin baban maraba.

  

 

SINIFLAR

Mini mini birler,
Çalışkandır ikiler,
Mavi gözlü üçler,
Dayak yiyen dörtler,
Misafirdir beşler,
Altılar, altınımı çaldılar,
Yediler, yemeğimi yediler,
Sekizler, semizdirler,
Dokuzlar, doktor oldu,
Onlar bizi okuttu.

·          Nasreddin Hoca:                                          Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:      - Kaç akçe şu heybe muhterem?
     -
2 akçe hocam.
     - Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:

     - Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin.

Hoca sinirlenir:
     - Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

 sizce kim haklı ? neden ?

 

SENİN YAŞINDAYKEN

Baba çocuğuna : oğlum Atatürk senin yaşındayken sınıfın birincisiydi demiş.Çocuk da babasına : Senin yaşındayken de cumhurbaşkanıydı demiş.

Havuç suyu

 

 Bir gün bir tavşan eczahaneye gider. Eczacıya:

–  Havuç istiyorum.

der. Eczacı:

–  Burası eczahane, burada havuç satılmaz, ilâç satılır.

der.  Ertesi gün tavşan, aynı eczahaneye gelir ve:

–  Havuç var mı, havuç?

diye sorar. Tavşanı yine karşısında gören eczacı:

–  Bak kardeşim, dün de söyledim; burada havuç bulamazsın, haydi git şimdi.

der. Tavşanın defalarca aynı eczahaneye gelmesi nedeniyle iyice çileden çıkan eczacı sonunda tavşanı yakalar. Koca bir penseyle onun dişlerini söker. Ağzı kanlar içinde oradan ayrılan tavşan, bir sonraki gün eczahanenin kapısında tekrar görülür. Eczacıya sakin ve yavaş adımlarla yaklaşır. Kendinden emin bir şekilde sorar:

–  Havus suyu vay mı, havus suyu?